Video on Demand (VoD) Servislerinin Pazarlama Stratejileri ve Dijital Kanallarda Kullanımı

Televizyon hayatımıza girdiğinden beri hepimizin hayatlarını derinden etkiledi. Haber alma, eğlenme, bilgi edinme gibi konularda televizyonu ilk sıraya koyduk. Önce siyah beyaz ekranlar girdi hayatımıza, daha sonra ise televizyonlar renklendi. Yıllar geçtikçe bununla da kalmadı, daha ince televizyonlar üretildi. Onları duvara asmaya başladık. Teknoloji geliştikçe Smart TV’ler üretildi, televizyon üzerinden internete girip istediğimiz filmi izledik, istediğimiz müziği dinledik. Peki istediğimiz filmi ya da programı kanalların yayın akışına bağlı kalmadan, istediğimiz zaman, istediğimiz yerde izlemek nasıl olurdu? İşte tam bu noktada Video On Demand (VoD) servisleri devreye girdi. Video on Demand servisleriyle televizyon izleme alışkanlığımızı kişiselleştirdik. Bu değişim nasıl ilerlerdi, nerelere varabilirdi? Hayatımıza ne gibi değişiklikler ve kolaylıklar getirebilirdi? İşte bu yüzden insanların televizyon izleme alışkanlıklarının değiştiğine ve bu değişimin hangi boyutlara varabileceğine dikkat çekmek amacıyla Video on Demand (VoD) konusunu işlemek istedim. Bu projede Video on Demand servislerinin pazarlama stratejileri ve dijital kanallardaki kullanımı araştırılmış ve sonuca bağlanmıştır. Video on Demand servisleri, teknolojinin gelişmesi ve TV izleme alışkanlıklarının değişmesine bağlı olarak çoğunlukla internet kaynaklarından araştırılmış, Türkiye ve Dünya’dan örnekler sunulmuş, gelecekte Video on Demand servislerini nelerin beklediği, Video on Demand servisleriyle birlikte reklamverenlerin stratejilerini nasıl değiştirdiği, bu servislerin Pay TV sektörüyle bağlantısı ve interne yayıncılığı konuları ele alınmıştır. Araştırmalar süresince yararlanılan kaynaklara şahsi fikirlerim eklenerek ortaya yepyeni ve özgün bir proje çıkartılmıştır.

Giriş

Kısa bir süre önce TV izlemek ekranın önünde oturmak demekti. Hepimiz oturma odasında oturuyor ve favori programımızın başlama saatini bekliyorduk. Bugün ise, isteğe bağlı video (VoD) servisleri sayesinde tüketiciler her zamankinden daha fazla kontrol sahibi olabiliyor. İzleyecekleri programı istedikleri yerde, istedikleri zaman ve istedikleri şekilde izleyebiliyorlar. Dünya ile birlike televizyon izleme alışkanlıkları da değişiyor!

Değişen tek şey izleme alışkanlıkları olmadı. Geleneksel reklam verme modelleri inovatif teknolojilerle yer değişti. Örneğin; programatik ve hedeflemeli reklam modelleri müşterilere yeni ve yaratıcı yollarla ulaşma imkanı sağladı. Birçok geleneksel TV servisleri, reklam ağları ve çok kanallı içerik geliştiriciler iş modellerini tüketicilerin değişen alışkanlıklarına adapte ediyor. Artık geleneksel reklam modellerinin bu derece hızlı gelişen bir sektörde eskisi gibi çalışmasını kimse beklemiyor. Reklam piyasasının yeni oyuncuları pastadaki paylarını yeni yollarla genişletmek istiyorlar. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte geleneksel reklamcılık dijital reklamcılığa doğru evrilmiş, ölçülebilir ve hedeflenebilir reklam modelleri reklam piyasasındaki oyuncular için son derece önemli bir konuma gelmiştir. Tüm bunlara dayanarak, içeriğin her zaman kral olarak kalacağını ve tüketicilerin her zaman daha fazla kişiselleştirilmiş bir deneyime sahip olmak isteyeceklerini söyleyebiliriz.

Bir çoğumuz gün içinde çok fazla etkiye maruz kalıyoruz. Çok fazla duyuyor, çok fazla görüyor ve bunların hiçbirinden geri kalmak istemiyoruz. Sabahtan akşama kadar çalışıyor, trafiği aşıp evlerimize ulaştığımızda ise yorgunluktan kendimize vakit ayıramaz hale geliyoruz. Durum böyleyken izlemek istediğimiz bir filmi, diziyi, TV programını kaçırmamız ya da televizyona bağlı kalmadan başka içerikler izlemek istememiz son derece olası. Tam bu noktada Video on Demand (VoD) servislerinin önemini bir kere daha kavrıyoruz. Video on Demand servisleri aslında insanların vakit geçirme alışkanlıklarını değiştirebilecek bir güçken, reklamverenler için de hedef kitlelerine nokta atışı yapabilmelerini sağlayan bir araç olacak gibi gözüküyor. Ayrıca, kullanıcıların ilgi alanlarına göre reklam gösterileceği için reklam tıklanma oranlarında da artış olacağını öngörebiliriz. Bu yüzden bu konuyu ele alıp, derinlemesine araştırmakta fayda görüyorum. Böylece geleceğimize ışık tutacak teknolojileri yakından tanıyıp, hayatı en azından bu sefer ıskalamamış oluruz.

  1. Video on Demand (VoD) Nedir?

Video on Demand, yani talebe bağlı video, videolarınızı bir bilgisayar, akıllı TV, tablet veya telefon gibi internet bağlantılı bir cihazla hesabınıza giriş yaparak izlemenize olanak tanır. Kiraladığınız veya satın aldığınız videolar için bir internet bağlantısı ile istediğiniz videoyu akış halinde alabilirsiniz. Bir Video on Demand servisine üyeyseniz istediğiniz TV programı, filmi ya da diziyi internet bağlantınız olmadığında da daha sonra izlemek için cihazınıza indirebilirsiniz. Video on Demand, akıllı televizyonlar, set-top-box kutuları ve internet üzerinden hizmet veren medya sağlayıcıları aracılığıyla istediğiniz içeriği, istediğiniz an izleme imkanı veren bir servistir. Televizyon dünyasının gün geçtikçe değişmesiyle birlikte televizyon izleme alışkanlıkları değişmiş ve neyi, ne zaman izleyeceği tamamen izleyicinin kontrolüne geçmeye başlamıştır. Bu durum elbette ki Video on Demand servisleri sayesinde sağlanmaya başlandı. Ancak, elbette henüz uydu, kablo TV ve Pay TV (Digitürk, D-Smart, Tivibu, Filbox) gibi geleneksel TV izleme servislerinin egemenliklerini kaptırdıkları söylenemez. Birçok izleyici VoD servislerini mevcut TV aboneliklerine (Uydu, Pay TV) alternatif olarak gördüklerini ve kaçırdıkları bir TV programını izlemek için Netflix, Hulu, Amazon gibi VoD servislerinin kullandıklarını belirtmişlerdir.

Geleneksel TV içerik sağlayıcıları Video on Demand servislerini mevcut hizmetlerine ek paket olarak sunmaktadır. Yani, Video on Demand servisleri henüz başlı başına kullanılan bir içerik sağlayıcısı değil, mevcut içerik sağlayıcıların yanında sunulan ekstra bir paket özelliğindedir. Yapılan araştırmalarda TV hizmetini geleneksel servis sağlayıcılardan alan kullanıcıların üçte ikisi aboneliklerini mevcut şekliyle sürdürmeyi planladıklarını söylemiş, üçte biri ise bir Video on Demand servisi için aboneliğini sonlandırıp, sadece internet tabanlı bir TV izleme sistemine geçebileceğini belirtmişlerdir. Video on Demand servisleri hayatlarımızın birer parçası olmaya başlamış, yapılan araştırmalarda %43 oranında Video on Demand servislerini izleme alışkanlığı ortaya çıkmıştır. Aynı küresel araştırmada katılımcıların %51’i Video on Demand servislerinden herhangi bir programı izlerken karşılarına çıkan reklamların satın alma kararlarını etkilediğini, %59’luk dilimi ise istedikleri içeriğe ücretsiz olarak ulaştıkları sürece reklam görmelerini sorun etmeyeceklerini belirtmişlerdir. Bu durum da yeni nesil reklamcılık için açılacak yeni bir data kapısı demek oluyor. Dijital reklamcılık ve Video on Demand (VoD) servislerinin ortaklaşa çalıştıklarında çok iyi işler çıkartabileceklerini ve istedikleri tüketiciye, en sevdikleri programları izlerken karşılarına istedikleri reklamı çıkartabileceklerini gösteriyor. (Nielsen, Video On Demand, 2016, S: 2)

İnternet üzerinden izlenen içeriklerin popülaritesinde artışa bağlı olarak talep üzerine video yaygınlaşırken, kullanımında hala sınırlamalar var. VoD sağlayıcılarının talep üzerine video sunmadan önce distribütörlerden haklar alması gerektiği için, birçok film internet üzerinden yayınlanmak için kullanılamamaktadır. Ayrıca, talep üzerine video, yani Video on Demand teknolojisi yeni ortaya çıkan bir teknolojidir, VoD ile ilişkili ücretler halen yüksektir ve daha yavaş bağlantı olanakları için içerikleri izlemek zor olabilir. Bununla birlikte, isteğe bağlı video teknolojisi daha yaygın hale getirildiğinde, talep üzerine video halka daha da erişilebilir hale gelecektir.

  1. Video on Demand (VoD) Servislerinin Önemi ve Etkileri

Amazon gibi abonelik bazlı Video on Demand (SVOD) servisleri kendi içeriklerinden fazlasını ürettiklerinden dolayı her yıl milyonlarca izleyici kazanıyorlar. Pazar lideri Netflix, İngiliz evlerinin % 15’inden fazlasına ulaşırken, Amazon’un pazar payı ise %5 civarındadır. İstediğimiz her cihazda istediğimiz şeyleri izlememize izin veren yeni teknolojiler, geleneksel televizyon izleme alışkanlıklarını değiştiriyor. İngiliz servis sağlayıcısı Ofcom’a göre, üst düzey SVOD hizmetlerine (Netflix, Amazon Prime ve Sky Now) üye olan hane halkı abonelikleri 12 ayda 4.2 milyondan 6 milyona yükseldi. Mintel’in tahminlerine göre, İngiltere’de online video abonelik gelirleri, kullanıcıların ikiden fazla VoD servisine üye olmasından dolayı 2014 ile 2019 yılları arasında 437 milyon Euro’dan 1.17 milyar Euro’ya yükseleceğini öngörmektedir. (BBC, How video on demand tech is changing TV landscape, 2015)

Global VoD Servisi Aboneleri: 199 milyon (2020’de beklenen hane başına rakam.)

  • 65 milyon Netflix, 40 milyon Amazon Prime
  • 9 milyon Hulu, 750,000 Sky Now TV

Medya danışmanlığı şirketi SNL Kagan, araştırmasında ABD’de SVOD’ların düşük maliyetli olması nedeniyle kablo, uydu ve diğer ücretli TV hizmetlerinin kullanımının hızla azaldığını keşfetti. Ayrıca, medya danışmanlığı şirketi Midia’da analist olarak çalışan Mark Mulligan, Netflix’in ve Amazon’ın yayıncılara, belirli kitlelere yönelik programları hedeflemelerinde Netflix ve Amazon’un datalarını kullanarak bütçelerini daha verimli kullanabileceklerini ve bu durumun yayıncılara büyük avantajlar sağlayabileceğini belirtiyor. Geçmişteki SVOD hizmetlerinde programları sadece bir dizüstü bilgisayarda veya masaüstünde izleyebiliyordunuz; bu da, toplu aile izlemesi için ideal olmadığı anlamına geliyordu. Artık internet kullanan akıllı TV’ler boşluğu dolduruyor ve Amazon’un Fire Stick, Google’ın Chromecast gibi yeni teknolojileri, izleyicilerin herhangi bir cihazdan televizyonlarına istedikleri içeriği kablosuz olarak izleyebilmelerini sağlıyor. Virgin’in Tivo gibi birçok kablo TV servisi, paketlerin bir parçası olarak Netflix’i sunmakta ve erişimlerini de genişletmektedir. Ofcom, SVOD’un öncelikle filmlere ve TV şovlarına erişebilmek için kullanıldığını ve bu  platformlarının çoğunlukla tamamlayıcı bir görüntüleme biçimi olduğunu söylüyor. Ayrıca, TV’den kaydedilen görüntülerle YouTube gibi ücretsiz video paylaşım hizmeti veren bazı siteler ve geleneksel TV yayıncıları arasında şiddetli bir rekabet ortaya çıkacak gibi gözüküyor.

Video on Demand (VoD) servislerinin önemini ve etkilerini özetlemek gerekirse; bu servislerin günümüz TV yayıncılığına ciddi bir alternatif olduğunu belirtebiliriz. Şu an için sadece geleneksel TV yayınlarının tamamlayıcı unsuru olarak kullanılan VoD servisleri, yakın gelecekte istediğimizi istediğimiz an izleyebileceğimiz en iyi seçenek olacak gibi gözüküyor. Örneğin; Netflix’in üye olduktan sonra size ilgi alanlarınızı ve sevdiğiniz filmleri seçtirmesinin ardından ana sayfada size filmler, diziler ve TV şovları önermesi yapay zekanın gelişimini gözler önüne koyarken, yakın gelecekte beğenilerimizin dışında duygu durumumuza, ruh halimize göre bizi görüp, duyan, anlayan ve zamanla tanıyan interaktif VoD servislerinin geliştirilmesi çok uzak gözükmüyor. Günümüzde artık insanlar yapaylıktan uzak, kişisel zevklerine ve ruh hallerine uygun içerikleri izlemeyi tercih ediyorlar. Sosyal ortamlarda kimi arkadaşlarımızdan duyduğumuz “ben zaten hep belgesel izliyorum” ya da “eve misafir geldiğinde CNBC-E (TLC) açık olması” klişeleri izlediğimiz içeriğin bize bir sosyal statü grubuna soktuğunun en büyük kanıtıdır. Tüm bunlara bir de yakın gelecekte nerede, nasıl ve neden sorularının cevabını verebilen bir VoD servisi eklendiğinde geleneksel TV yayıncılığı anlayışının kökünden değişeceğini öngörüyorum.

  1. Türkiye ve Dünya’dan Örneklerle Video on Demand (VoD) Servislerinin Gelişimi

Avrupa’daki Netflix, Amazon, Hulu gibi örneklerden sonra Türkiye’de de Blu TV, Puhu TV, Dilediğin Yerde, D-Smart Go, FilboxHemen gibi VoD servisleri hayata geçti. Türkiye pazarındaki potansiyeli gören Netflix de oyuna katışınca VoD pazarı rakipleriyle rekabet içinde olan bir pazara dönüştü. Başta sadece Pay TV servislerinin ekstra hizmeti olarak kullanılan Video on Demand servisleri zamanla başlı başına bir TV servisi haline dönüştü. Diziler, Filmler ve TV programlarından sonra canlı TV yayınları da eklenmeye başlandı. Yani, televizyonda ne yapıyorsanız aynısını istediğiniz yerde ve istediğiniz şekilde izleme imkanı ortaya çıktı. Örneğin; Norveç’te yayın yapan deneysel TV kanalı olan Sakte TV, günlük hayattan kesitleri gerçek zamanlı olarak izleyiciye sundu. 6 saatlik bir tren yolcuğunu 6 saat boyunca trenden canlı yayınla ekrana getirmeleri bu yayınlardan sadece bir tanesi. Kanalı kuran yöneticileri başta kanalın fazla ilgi görmeyeceğini düşünmüşler, ancak kanal daha sonra Norveç’in en çok izlenen TV kanallarından biri haline gelmiş. Bu örnekten de görüldüğü gibi insanlar artık onlara ne dayatılırsa onu izlemekten ziyade istedikleri içeriği, alışılmışın dışında şekillerle seyretmek istiyorlar. Bu yüzden Video on Demand servisleri çok eski bir geçmişi olmamasına rağmen fazlasıyla kullanılmaya başlandı, gelişme sürecini de tamamladıktan sonra yakın gelecekte çok daha fazla izleyici kitlesine sahip olacağı neredeyse kesin gibi.

Ofis muhabbetlerinde ya da bir arkadaş ortamında “X diziyi izledin mi, bu bölümü muhteşemdi!” lafını çokça duymuşuzdur. En klasik konuşma başlatma cümlesidir. Geçmişte izlemek istediğimiz diziyi izlemek için vaktimiz olmadığı, kotamızın bittiği ya da üyesi olduğumuz TV platformunda yayınlanmadığı gerekçesiyle katılamadığımız bu sohbetlere Video on Demand servislerinin Türkiye pazarında iyiden iyiye yer almasından sonra artık katılabileceğimizi söylemek isterim. Bugünün TV sektöründe içerik pazarı giderek parçalara ayrılıyor ve hepimiz bu parçalardan en az birine sahibiz! ABD’de yetişkinler için ortalama 206 televizyon kanalı var, ancak Nielsen’e göre bir kişi en fazla yalnızca 20 kanal izliyor. Yani, insanlar ne kadar fazla kanal olursa olsun, yalnızca kendilerine hitap eden içerikleri izlemeyi tercih ediyorlar. İzleme alışkanlıklarımızda meydana gelen değişimleri anlamak için aşağıdaki TV ve Video on Demand istatistiklerine göz atalım.

RESİM 1A.

TV, halen ABD’de en çok kullanılan kitlelere ulaşım aracıdır.

  • ABD’de nüfusun yaklaşık %90’ına TV yoluyla ulaşılabiliyor.
  • Bir Amerikalı ortalama günde 2.5 saatini TV izlemeye ayırıyor.
  • Amerikan hane halklarının %67’si 2015’te en az bir Dijital TV servisine sahipti.
  • İzleyiciler yaklaşık 1800 TV kanalından istediklerini izleyebiliyorlar.

Nielsen’e göre, televizyonu izlemenin şekli değişiyor. Özellikle izlemek istediğimiz içeriğe nasıl ulaşmak istersek o şekilde ulaşmaya başlıyoruz. Evet, TV izleme alışkanlıkları değişiyor. Peki tüm hikaye bundan ibaret mi? Aşağıdaki içeriğin hangi platformlardan izlendiğini gösteren istatistik grafiğine bir göz atalım.

Resim 2A.

Video on Demand (VoD) pazarı, izleme başına ödeme (PPV), video indirmeleri ve video yayıncılığını içerir. Video on Demand servislerinin yayınladıkları Premium içerikler genellikle internet üzerinden izleme başına ödeme, abonelik veya indirilen içeriğin satın alma fiyatı gelir modeli üzerinden paylaşılır. Global Video on Demand pazarının 2016 yılında yaklaşık 16,3 milyar dolar hacmi vardı. Dijital medya pazarının %16’sını oluşturan Video on Demand, dijital müzikten çok daha büyük bir hacme sahip olurken ve ePublishing ile benzer seviyede kaldı.

Resim 3A.

Video on Demand pazarı 2016 yılını 9,529 milyon ABD dolarıyla kapatırken, PPV (İzleme Başına Ödeme), video izleme ve video indirmesinin her geçen yıl artması beklenmektedir.

Resim 4A.

Video pazarının küresel olarak 2021 yılına kadar %8.3 büyüme hızına ulaşılacağı öngörülüyor. Bu büyümenin etkileri ABD’de şimdiden görülmeye başlandı. Büyüme hızının şu anda %3.7 olduğu ve bu rakamın 2021 yılına kadar hızla yükseleceği tahmin ediliyor. VoD segmentindeki kullanıcı penetrasyonu 2015’te %44.6’yken 2016’da %42.2’ye gerilemiştir. Bu oranın da 2018 ve 2021 yılları arasında %40’ın altına düşmesi bekleniyor.

Resim 5A.

Tahmin edileceği üzere, 2016’da VoD kullanıcılarının çoğunluğu 34 yaşın altındadır. 16-24 yaşları arasında 29,6 milyon kullanıcı ve 25 ila 34 yaş grubunda ise 33,9 milyon kullanıcı bulunmaktadır.

Resim 6A.

25 ila 34 arasındaki kesimde olan izleyiciler gibi, izleyiciler farklı gelir segmentlerine ayrılabilir, bu yaş grubundaki izleyicilerin %50’sine yakını orta gelir seviyesine sahiptir.

Resim 7A.

Goldman Sachs’a göre, 2015’te toplam 42.5 milyar saat izlenen Netflix’te kullanıcılar ayda ortalama 10 milyar saat geçiriyorlardı. Ek olarak; Deloitte’e göre Netflix kullanıcılarının %70’ini TV eğlence şovlarını izleyenler oluşturuyor. Bu durumda pay sahibi olan milenyum jenerasyonu sadece 1 haftada bu izlenme oranına %35 katkı yaptı. Hulu, Netflix’in 81 milyon izlenmesine karşılık yalnızca 9 milyon abonesiyle 700 milyon izlenerek büyük bir başarıya imza attı. Bu arada, Youtube’un ise 1 milyardan fazla kullanıcısı bulunuyor ve görüntülemelerinin %80’ini ABD dışından alıyor.

İzleme alışkanlıklarımız değişiyor. Bundan sonra pazarlamacılar doğru kitleye doğru şekilde erişebilmek için Video on Demand pazarındaki değişikliklere ayak uydurmalı ve kampanyaları çok iyi takip etmelidirler. Ek olarak, yeni hedef kitlelere ulaşmak ve onları müşterilere dönüştürmek için bu yeni dijital eğilimleri kullanabilir. Bu yüzden şirketler de değişen ve gelişen dijital trendleri çok iyi takip ederek Video on Demand pazarını yeni bir bakış açısıyla geliştirebilirler.

  1. Video on Demand (VoD) Servislerinin Pazarlama Stratejileri

Rekabetçi bir dünyadayız, ancak planlı ve stratejili olup risk alacak cesareti kendimizde bulabilirsek dünyanın fırsatlarla dolu olduğunu görebiliriz. Bazı insanlar herhangi bir iş için tecrübe, eğitim ya da strateji üretmek için doğal bilgi birikimine sahip olsa da, geri kalanımız biraz rehberliğe ihtiyaç duyabilir. Bu yüzden, günümüzde birçok Video on Demand servisinin kullandığı rekabet taktiklerini içeren araştırma, derleme ve fikirlerin bir arada toplandığı projenin bu bölümünün yeni pazarlama stratejileri için yol gösterebileceğini düşünüyorum. Markaların bir sonraki Video on Demand kampanyaları için örnek alıp, yararlanabileceği en iyi 13 tekniği araştırıp, fikirlerimle derledim.

  1. 1. Niş Pazar Bulmak

Niş bir pazar, hizmetinizin odaklandığı pazardaki bölümlerinden biridir. Bu pazartalama stratejinizdeki ilk ve muhtemelen en önemli adımdır. Pazardaki birçok şirketin arasında niş bir alanda faaliyet göstermezseniz aynı çizgideki şirketlerin arasında kaybolup gidebilirsiniz. Niş bir alan sizi rakiplerinizden farklı kılacak, size üstünlük sağlayacak, pazarın hakimi olacağınız küçük bir köşeyi size sağlayacaktır. Böylece pazarda başarılı olmak için şansınız daha fazla olacak. Örneğin, 70’lerden 80’lere kadar belli ülkelerde klasik olmuş şarkıların gitar derslerinden oluşan bir VoD servisi kendi alanında niş bir alana sahip olur. Niş hizmetiniz ne kadar dar bir alanda hizmet verirse sizin için o kadar iyi olur, çünkü müşteriler gerçekten ne sattığınıza önem verirler. Pazarlamaya başlamadan önce kendi niş servisinizi bulmak, yaratmak ve bulduğunuz köşede tutunabilmek çok önemli. Bu yüzden önce yaratılan servisi iyi bir şekilde konumlandırmalıyız.

4.2.Kitlenizi Tanımak

Ürününüzü satın alan insanlar hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilmek her sektörde olduğu gibi VoD sektöründe de önemlidir. Üstelik, müşterileriniz için neyin önemli olduğunu bilmek, hangi eyleme öncelik vereceğiniz ve yönetimsel kararlar almakta da son derece önemlidir. Kullanılabilecek servislerin bir örneği ve önem sıralamasını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

Çok Önemli

  • Uygun Fiyat
  • Kullanım Kolaylığı
  • Aradığını Kolay Bulma
  • Geniş İçerik
  • Kullandığım Cihazda Görüntülenebilmesi
  • Yeni İçeriklerin Eklenmesi

Orta Önemli

  • İzlemekten Hoşlandığım Özel İçeriklerin Olması

Az Önemli

  • İçeriği Paylaşma İmkanı
  • İlgi Alanlarıma Göre Öneriler Sunması
  • Video Yayının Yanında Fırsatlar Sunması

Bu örnekte, bir pazarlama yatırımı yapmadan önce servisinizin tüm cihazlarda kullanılabilir olması çok önemlidir. Aksi halde yatırımınız ve harcadığınız zamanınız çöpe gidecektir.

Aslında oldukça basit. Müşteriye istediğinizi verirseniz, müşteri de sattıklarınızı isteyecektir.

  • Daha Derin Kazın

Müşterileriniz hakkında daha fazla bilgi edinmek için zaman ayırın. Makul bir fiyata ne düşündüklerini, bölgelerinde popüler olan şeyleri öğrenin ve işletmenizdeki her değişiklikle birlikte dönüşümlerdeki değişiklikleri takip edin. Uscreen veya Google Analytics tarafından sağlanan basit araçlar kritik iş kararları vermenize yardımcı olması için mümkün olan en fazla bilgiyi bulmanıza yardımcı olabilir. Pazarlamaya başlarken bu araçları kesinlikle kullanın, pazarlama sürecinizin her aşamasında planınızın sonuçlarını ölçmek ve değerlendirmek için size  yol göstereceklerdir.

Her Video Kampanyasında Takip Etmeniz Gereken Metrikler:

Attention span and drop-off rates (Kapatma Oranı): Hedef kitlenizin yüzde kaçı videonuzu sonuna kadar izliyor?

Click through rates (CTR) Tıklama Oranı: Sayfanızı, e-postanızı ya da bir reklamınızı görüntüleyen toplam kullanıcıların bağlantınıza tıklama oranları.

Conversion rates (Dönüşüm Oranı): Sitenize gelip, satışa etki eden kullanıcıların oranı.

Bounce rate (Hemen Çıkma Oranı): Sitenize herhangi bir pazarlama faaliyetinizin sonucunda ulaşan, ancak siteyi hemen terk eden, ilgi göstermeyen ziyaretçilerdir. Yüksek bir hemen çıkma oranı, pazarlama faaliyetlerinizin işletme modelinizle uyumlu olmadığını gösteren bir işaret olabilir.

Demographic info (Demografik bilgiler): Bu, yaş, cinsiyet, gelir ve pazarlamayla ilgili kararlar alırken sizin için önemli olan diğer bilgileri ifade eder. Örneğin, gitar çalmayı öğrenmek isteyen (ve aylık abonelik ücreti ödeyebilecek) 20-30 yaş aralığına erişmeye çalışıyorsanız, ancak sitenize gelen ziyaretçiler ağırlıklı olarak 18 yaşın altında ve işsiz durumdaysa, boşa kürek çekiyorsunuz demektir. Hedeflemenizi değiştirmeniz gerekir. Bu veriler size stratejinizi değiştirecek hamleler sağlar. Pazarlama faaliyetlerinizi yeniden, bu demografik bilgilere göre konumlandırırsınız.

  • Anketler ve Müşteri Deneyimleriyle Sosyal Kanıtlar Sağlayın

Zaten mutlu müşterileriniz var mı? Ürün ya da servisinizi beğeniyorlar mı? Güzel, o zaman bunu web sitenizde belirtin. Potansiyel müşterilerinizi, hizmetinize devam eden ve bu durumdan çok mutlu olan başka insanların olduğu bilgisiyle rahatlatın ve satın almaya teşvik edin. Sizin hizmetinizin performansını belirten görüş ve anketler, potansiyel bir müşteriye ulaşırken abone olup olmamasındaki kararını etkileyebilir. Bu yüzden görüş ve önerilere önem verin, zaman zaman sitenizde müşteri memnuniyeti anketleri düzenleyin. Potansiyel müşteri anket sonucu ya da diğer kullanıcılarının görüşlerinin olduğu bir sayfayla karşılaşırsa bu onun kararına yardımcı olur, onu rahatlatır ve satın alma kararını olumlu yönde etkileyebilir.

4.5 Bedava Deneme Süreleri Verin

Ücretsiz kısa dersler gibi sağlam bir teaser oluşturun ve bunları potansiyel müşterilerle paylaşın. Potansiyel tüketicilere, hizmeti denemenin risksiz bir yolunu göstererek ücretsiz denemeler sunun ve potansiyel müşterilerinizin güvenini kazanarak satın almaya bir adım daha yaklaştırın. İnsanlar, çevrimiçi olarak sunulan yeni bir ürün veya hizmeti satın almak için pek hevesli olmayabilir, zor kazandıkları parayı her şeye harcamak konusunda endişeli olabilirler. Ücretsiz bir deneme kullanımı aradaki buzları eritmeye yardımcı olabilir ve size işinizin neler sunabileceğini göstermek için bir şans verebilir. Ayrıca, bedava deneme sürümü süresince toplayacağınız iletişim bilgileri dataları da işin ayrı bir güzel kısmı olabilir.

4.6 E-Mail Listesi Oluşturun ve Müşterilerinize Gönderin

Bir isim, bir numara, bir e-posta adresi; bunlar pazarlama dünyasında altın değerindedir. Mevcut müşterilerinizle servisinizdeki yeni özellikleri, eklenen yeni videoları haber vermek için iletişime geçin ve web sitenizi daha önce ziyaret etmiş ancak satın alma gerçekleştirmemiş potansiyel müşterilerinize e-mail marketing yoluyla kendinizi hatırlatabilir ve fırsatlarınızdan, yeniliklerinizden bahsedebilirsiniz. Bazen insanlar ücretsiz bir deneme alabilir ama servisinize abone olmaz, belki ücretten dolayı, belki de sunduğunuz hizmetten mutlu olmadıkları için. Bu kişilere e-mail gönderebilir, onlara özel fiyatlandırma seçeneklerinizden ve fiyatlandırmadaki değişikliklerinizden bahsedebilirsiniz. Sonuç olarak, işiniz hakkında en zor kısım olan müşteriyi bilgilendirme kısmı yapılmış olur ve geriye potansiyel müşterileri satışa dönüştürüp müşteriye çevirme kısmı kalır. Doğru yapıldığında bir alttaki maddenin de yararı olabilir. Doğru müşteri verilerini toplamak daha mutlu müşterilere, müşteri geri dönüşümüne ve daha büyük karlara yol açacaktır.

4.7.Takipçilere Cevap Vermek ve Sadık Müşterileri Ödüllendirmek

İster iyi, ister kötü olsun geribildirimlere her zaman önem vermek ve sınıflandırmak gerekir. Herhangi bir müşterinin sorununu çözmek için zaman ayırın ve müşterilere geribildirimleri için teşekkür edin. Ayrıca, sadık müşterilerinizi ödüllendirin ve işinizi takdir etmelerine imkan verin. Ufak bir ödül vermek insanları şirketiniz hakkında konuşturabilir ve diğer bir şirketin verdiği indirimden daha faydalı olabilir. Ödüllerle insanları konuştururken VoD servisiniz için bir sonraki pazarlama aşamasına geçin.

  • Word of Mouth (Ağızdan Ağıza Pazarlama)

“Artık bir marka için müşterilerine ne söylediği değil, müşterilerinin o marka için ne söylediği önemlidir.” Intuit kurucularından Scott Cook. Bu tartışmasız bir iş için kullanılabilecek en etkili pazarlama yöntemidir. Bu ücretsiz bir yöntemdir ve insanlar arkadaşları üzerinden bir şirket ya da ürün hakkında öneri aldıklarında satın alma eğilimleri daha yüksektir. Harici ve dahili pazarlama stratejilerinizi tasarlarken bunu göz önünde bulundurmanız önemlidir. Ağızdan ağıza pazarlama herhangi bir pazarlama faaliyetiniz için yardımcı olabilir, ancak aynı zamanda faaliyetinizi kolayca yok edebilir.

4.9 İnternet İş Ortakları

Şunu kabul edelim, reklamcılık pahalı bir operasyondur ve bu konuda fazla bir deneyiminiz olmayabilir. Bir reklam kampanyasına balıklama atlamak riskli olabilir, çünkü yeterli uzmanlığa sahip değilseniz, yeni müşteri kazanmak bir kenara, değerli reklam harcamalarınızı kaybedebilirsiniz. Neyse ki bu konuda uzman olan insanlar var ve risk almaktan çekinmeleri için hiçbir nedenleri yok. Bu insanlara iş ortağı pazarlamacıları deniliyor, yani affiliate marketers. Kısacası, iş ortaklarınız önceden belirlenen bir komisyon karşılığında sizin reklam hizmetlerinizi yürütürler. Bu insanlardan bazıları reklam sektöründe yıllarca çalışmanın getirdiği bilgi birikimi ve tecrübeye sahiptirler. Bu yüzden reklamlarınızı geniş kitlelere eriştirme avantajından faydalanabilirsiniz. Küçük ya da büyük birçok şirket bu internet uzmanlarının tecrübelerinden faydalanırlar.

4.10. Arama Motoru Pazarlaması (SEM)

Bir müşteri internette bir ürün ya da servis arattığında çok özel bir şeylerin peşinde olurlar. Potansiyel müşterilerin aradığı şeyleri satıyorsanız dikkatlerini bu noktada çekebilirsiniz. Bir sokak köşesinde dergi sattığınızı ve bir müşterinin ne sattığınızı merak eder bir şekilde size nereden dergi alabileceğini sorduğunu hayal edin. Konuşarak kendinizi ifade edebilir, ürünlerinizi tanıtabilir ya da bu satın almaya aç müşteriyi rakibinizin kapmasını izleyebilirsiniz. Bu durum arama motoru pazarlaması için de geçerlidir. Arama motoru pazarlaması için birkaç yol var, bunlardan en iyi iki tanesini aşağıda bulabilirsiniz.

4.10.1. Paid (PPC)

Favori arama motorunuzu seçin ve Video on Demand araması gerçekleştirin. Girişte web sitenizi görüyor musunuz? Olası değil. Ancak, olabilir. Google’ı kullanarak arama yaparsanız, en iyi sonuçların gölgeli olduğunu ve onların yanında “Reklam” kelimesini görebilirsiniz. Çoğu arama motoru, arama sonuçlarında ücretli bir reklam yerleşimi sunar, böylece insanlar sizin gibi hizmet veren şirketler için arama yaptıklarında şirketinizin farkına varma şansına sahip olursunuz. Harika olan ise, yalnızca birisi reklamınıza tıklayıp web sitenizi ziyaret ettiğinde ödeme yaparsınız. Reklamınız internette seçtiğiniz sitelerde gösterilirken gösterim başına veya tıklama başına ödeme yaptığınız görüntülü reklam kampanyaları da mevcuttur.

4.10.2. SEO (Search Engine Optimization)

SEO, potansiyel bir müşteri sattığınız ürünleri ararken web sitenizin arama sonuçlarında gösterilmesini sağlamak için gerekli adımları atma işlemidir. PPC’ye kıyasla ücret ödenmez ama işi doğru yapabilmek için bir uzmana ihtiyacınız olabilir. Web trafiğinin çoğunu Google, Bing ve Yahoo gibi arama motoru servisleri sağlıyor. Sosyal medya üzerinden ya da diğer trafik kategorilerinde kullanıcılar sitenizi ziyaret edebilir, ancak arama motorları çoğu internet kullanıcısı için birincil gezinme aracıdır. Arama motorları işinizde kullanabileceğiniz benzersiz araçlardır, ne sattığınıza bakan potansiyel müşterilere tam olarak hedeflemeli trafik sağlarlar. Arama motorları potansiyel müşterileri web sitenize yönlendiren GPS’lerdir ve arama motorları web sitenizi bulamaz ya da içeriğinizi veritabanlarına kaydedemezlerse sitenize gelebilecek trafik fırsatlarını kaybedebilirsiniz. Bu nedenle kesinlikle sağlam bir SEO planınız olmalı. Peki, tüm bu adımları attınız, işiniz gelişiyor, sonra ne olacak? Marka ve hizmetinizin bilinirliğini arttırmaya yönelik birkaç teknik daha var. Bu adımlar biraz daha ileri düzeydir ama aşağıdaki konuları inceleyerek fikir sahibi olabilirsiniz.

4.11. Yakınlık Pazarlaması (Affinity Marketing)

Yakınlık pazarlaması, aynı çıkarları paylaşan tüketicilere sahip şirketler arasında bir ortaklık oluşturulduğunda ortaya çıkar. Bu ne demek oluyor? Bir örnekle açıklayalım. Bir arkadaşınızın gitar satan bir çevrimiçi şirketi olduğunu varsayalım ve VoD hizmetinizde gitar dersleri sunduğunu varsayalım, hizmetinizin tamamını arkadaşınızın müşterilerine ücretsiz deneme hakkıyla sunmak mantıklı değil mi? Ayrıca, arkadaşınız aracılığıyla yeni bir gitar satın alınırsa müşterilerinize bir indirim teklif etmek mantıklı değil mi? Bu müşteriler gitarlara karşı ortak bir ilgi ve alakayı paylaşıyorlar, Onlar için ücretsiz deneme vermeniz değersiz bir reklam değil, katma değerli bir bonus olacaktır.

4.12. Parnterlik (Co-Branding)

Marka ortaklığı olarak da bilinen eş markalama, iki şirket pazarlama çabalarında sinerji oluşturmak için birlikte çalıştıklarında ortaya çıkar. Örneğin, Taco Bell ve Doritos bir araya gelerek hem yeni işler yarattılar hem de her iki işletmeye dikkat çektiler. Şimdi, belki arkadaşınız müşterilerine sunmak için kendi VoD hizmetini istiyor olabilir. Zaten devam edecek olan mükemmel bir hizmete sahip olduğunuzda, bu kurulum sürecinden geçmesinin anlamı nedir? Bu durumda arkadaşınıza birlikte marka bilinci oluşturan bir düzenleme sunabilir, böylece web sitesinde markalaşmayı geliştirip, markanızı kullanarak hizmetinin kendi sürümünü kullandırabilirsiniz. Bu sürüm mevcut hizmetinizden ayırt edilebilir ve benzersiz bir URL ile erişilebilir olur.

4.13. Perakende Ortaklığı (Retail Partnership)

Perakende ortaklıkları, her iki tarafın güçleri birleştirmek için en iyi menfaate sahip olması durumunda oluşur. Örneğin, tiyatrolar Netflix sayesinde ek gelir elde ederken, Netflix de portföyüne ilave içerikler ekleyerek daha fazla izlenme sayısına ulaştı ve böylece güçlerini birleştirmiş oldular. Hem affiliate marketing hem de affinity marketing gibi bir perakende ortaklığı da VoD işinizi bir üst seviyeye çıkarmanıza yardımcı olabilir. Pekala, şimdi bir pazarlama ninjası olduğunuza göre bu bilgiler ışığında işinize başlamadan önce daha fazla araştırma yaparak VoD servisinin pazarlama çalışmaları esnasında neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebilirsiniz. Elbette hatırlatmakta fayda var, bir şirkette araştırma yapmak başarı için kilit bir görevdedir. En iyi pazarlamacılar bile her zaman her şeyi doğru bir şekilde yapamayabilirler. Ancak araştırma, eğitim ve izleme sayesinde pazarlama kampanyalarının işlevini arttırarak servisi yönetebilecek kararlar verebilirler.

  1. Video on Demand (VoD) Servislerinin Dijital Kanallarda Kullanımı

Dünya genelinde medya tüketimi özellikle dijital platformlarda arttı. Bu artış dijital medyayı destekleyebilen cihaz sayısı, internet erişim hızının artmasıyla birlikte tüketicilere medyaya daha sık erişim imkanı sundu. Seçtiği içeriği her zaman, her yerde izleyebilir hale geldi. Özellikle ABD’de dijital medya muazzam bir artık göstererek genelseksel medyadan dijitale bir göç başlattı. Netflix, Hulu, Amazon, Apple TV, Roku, Boxee vs. gibi Video on Demand servisleri geleneksel medyaya meydan okumaya başladı. Yani şimdi yeni nesil TV’lerin zamanı! Müzik endüstrilerini yeniden şekillendiren dijital gelişmeler, benzer şekilde geleneksel medya dağıtım modellerinin modasının geçtiğini gösterek kendine medyada yeni bir yer açıyor. Dünyanın dört bir yanında, TV izleme, geleneksel formatlardan dijital, isteğe bağlı tüketime doğru gidiyor. Tüketiciler istediği içerikleri, istedikleri zaman ve ayarlarda, seçtikleri cihazlarda giderek daha fazla izlemektedir. Birçok medya şirketi için değişime ayak uydurmak, dijital platformlarının ve teknik ekiplerinin varlığı oyunda kalmak için büyük önem taşıyor. Sadece oyunun değişmesi değil, hızlı bir şekilde gelişen pazarlama seçenekleri de son derece önemli hale gelmiştir. Örneğin; reklam entegrasyonları için Google AdWords gibi reklam panalleri ve bunların optimizasyonu gibi seçenekler çoğalmıştır. Bu yüzden içeriği üretebilmek ve doğru şekilde pazarlayabilmek de değişen oyunun bir parçasıdır. Yayıncılar ve ücretli TV şebekeleri, ürettikleri ve dağıttığı içerikte güçlü bir varlığa sahiptirler, ancak şirketlerin izleyicilerle alakalı kalmaları ve günümüz fırsatlarından yararlanmaları için teknoloji sağlayan teknolojileri benimsemesi gerekir. Çoğu, dijital talepleri karşılamak için mücadele verirken eski IT sistemleri tarafından engelleniyor. Medya şirketleri, oyunda kalmak için çekirdek teknolojilerini değiştirmelidirler.

2016, dijital pazarlama dünyasındaki önemli bir yıl oldu. Herhangi bir servise üye olan müşterilerin yükselmesi, mobil, sosyal ve değişen pazarlama stratejilerinde sayısız yeniliğe yol açmıştır. Pazarlama otomasyon platformlarının kullanımı arttı ve en başarılı işletmeler şu anda her alıcıya nasıl davrandıklarını optimize etmek için gerçek zamanlı analitiği benimsemiş durumda. Geleneksel reklamcılık haklı bir şekilde içerik pazarlama dünyasına dönüşmüştür ve kişiselleştirilmiş içerik yolculuğu, pazarlamacılardaki tek boyutlu tüm zihniyetin yerini almıştır. Ve şimdi hepimizin tanık olduğu gibi, video yalnızca kişiler arası içerik paylaşımı ve yayın medyası için değil, hem B2C hem de B2B pazarlarında markadan-müşteriye iletişim için, tercih edilen bir araç olarak ortaya çıkmıştır. 2015 yılının Nisan ayında, yalnızca Facebook platformunda her gün 4 milyardan fazla videonun oynatıldığı açıklandı. Eylül’e kadar bu sayı iki katına çıktı ve günde 8 milyar video görüntüsü elde etti. Cisco, 2019 yılına kadar tüm İnternet trafiğinin %80’inin video içeriğinin oluşturacağını öngörürken, 2014’ten bu yana içerik akışının %64’ten daha fazla olduğunu söylüyor. Araştırma şirketi Demand Metric’in yakın tarihli bir pazar araştırmasında, B2B pazarlamacılarından %74’ü, videonun diğer içerik türlerinden daha iyi dönüşüm oranına sahip olduğunu bildirdi. Video pazarlamacılığının yükselişi son yıllarda en heyecan verici eğilimlerden biri olmuştur. Öngörülere göre önümüzdeki yıllarda video pazarı şöyle gelişecektir:

  • Video, markadan talebe, talepten satış ve servise gider:

Birçok kişi hala videoyu YouTube’da viral içerik, Facebook’da video reklamlar ve bir markanın hikayesini anlatan gösterişli ana sayfa videoları olarak düşünüyor. Ancak son yıllarda, daha iyi ilişkiler kurmalarına, alıcıları eğitmeye, dönüştürmeye ve müşteri memnuniyetini artırmalarına yardımcı olmak için, tüm müşterinin markayla iletişimi boyunca video kullanımını geliştiren başarılı markaları gördük. Kişiselleştirilmiş ürün demolarından oluşan yaratıcı kampanya videoları, 2017’deki pazarlama ve satış hunisinin tüm aşamalarında başrolü oynayacak. Ascend2’nin yakın tarihli bir araştırma raporunda, video pazarlamacılığında en büyük başarıyı gösteren şirketler, farklı videolar türlerinin önem derecesini ve etkinliğini şu sıralamada en etkili biçimde gösterdiler:

  1. Müşteri yorumları
  2. İsteğe bağlı ürün gösterim videoları
  3. Açıklayıcı ve bilgi verici videolar
  4. Kanaat önderleriyle görüşmeler
  5. Proje izlenimleri ve örnek dersler
  6. Canlı web seminerleri
  7. Video blogları
  8. Etkinlik videoları

Müşteri referansları ve isteğe bağlı ürün tanıtımları gibi “bottom of the funnel” içeriğinin listeye liderlik ettiğini ve bunun şaşırtıcı görünebileceğini unutmayın. Ancak böyle düşünürseniz, bu içerikler yeni gelir modellerine en uygun içerikler olduğunu da atlamamanız gerekir. Video pazarlaması, şirketlerin daha fazla satış yapmasına yardımcı olabilir.

  • B2B pazarlarında video satışının yükselişi:

En iyi satışçılar, müşterileri farklı düşünmeye ve onları güvenilir danışman olarak eğitmeye itenlerdir. Tanıtım belgeleri, sunumlar ve müşteri vaka incelemeleri yararlı araçlardır ancak müşterileri eğitmek ve duygusal bir bağ kurmak için video biçilmiş kaftandır. Video bu süreçte kullanabileceğiniz en iyi araç olurken satış sürecinde kendisini güçlü ve erişilebilir bir silah olarak kanıtlıyor. Geçtiğimiz yıl Vidyard, video pazarlama tekniklerinde, özellikle de B2B pazarlarında High Tech endüstrisi ile yol gösteren bazı ilginç video trendlerini oluşturdu ve yönlendirdi. Yetenekli satış temsilcileri, kişisel karşılamaları kaydetmek veya bir toplantı sonrasında bir takip mesajı göndermek için akıllı telefonları ve web kameralarını kullanmaktadır. Birçok temsilci, diğer müşterilerin başarıyı nasıl elde ettiğini göstermek için video referanslarını kullanıyor.  Vidyard ayrıca, çevrimiçi demo ürünlerinin verimliliğini ve etkililiğini artırmanın bir yolu olarak “mikro demo” video kütüphanelerinin yükselişini gördü. Modern satış ekipleri, her müşteriye canlı demolar sunmak için satış temsilcilerine güvenmek yerine, farklı konularda kısa videolar dizisini bir araya getirerek basit bir çalma listesine ekleyerek isteğe bağlı bir ürün demosu oluşturmalarını sağlıyor. Bu sadece verimliliği arttırmakla kalmaz, satış temsilcilerinin demolar üzerinde harcadıkları saat sayısını azaltmakla kalmaz aynı zamanda demonun bir organizasyon içinde daha geniş bir şekilde paylaşılmasına ve en uygun zamanlarda görüntülenmesine olanak tanır. Ayrıca, satış temsilcisinin farklı talepleri ne zaman işleme aldığını ve gerçekte etkileşime girdiği içeriğin miktarını ölçümleyebilmesini sağlar. 2017’de, video satışının giderek daha fazla pazarda ortak bir uygulama olarak ortaya çıktığını göreceğiz.

  • İnteraktif videolar:

İnteraktif videonun vaadi birkaç yıldır var, ancak ana teknolojinin bir parçası olarak görüyoruz.  Bunun en büyük zorluklarından biri, markalara uygulanmasının karmaşıklığı ve yalnızca sınırlı sayıda siteyle çalışabilen özelleştirilmiş bir video oynatıcının gereksinimi olmuştur. Kullanıcıların videoyla etkileşime girebileceği unsurların oluşturulması için oyuncu teknolojisi ve tasarım araçlarındaki son gelişmelerle birlikte, 2017 interaktif videonun tüm sektörlerdeki pazarlamacılar için pratik ve iyi kullanılan bir araç haline geldiği yıl olacak. Potansiyel müşteriler üretmek, müşterileri nitelikli hale getirmek ve daha fazla etkileşim sağlamak için pazarlamacıların statik videoları etkin araçlar haline getirmelerine yardımcı olacak entegre soru formları, anketler, veri toplama formları ve diğer pratik araçlar olacak. Aynı araçlar 2017’de yeni bir video kategorisi oluşturmak için kullanılacak. Markalar, izleyicileri kendi içerik yolculuklarını tek bir video oynatıcıda kendi başlarına seçme yetkisine sahip olacak ve pazarlamacının potansiyel müşterilerin ilgi ve niyetleri hakkında inanılmaz bilgiler sunmasını sağlayarak içerik alaka düzeyini ve etkileşimi büyük ölçüde artıracaktır.

5.4. Kişiselleştirilmiş video izleyiciyi hikayenin içine katacak:

Kişiselleştirme, dijital pazarlamada birkaç yıldır kilit bir trend olmuştur. Birinin e-posta mesajına ilk adının eklenmesiyle başlayan şey, farklı bireyler, şirketler ve segmentler için pazarlama deneyimini uyarlamak için sayısız yola uyarlandı. Kişiselleştirme, e-mail marketing, sosyal medya, content marketing ve en çok da web bazlı içerik kişiselleştirme teknolojileriyle kullanıldı. 2017 yılında kişiselleştirilmiş videonun yükselişiyle birlikte devam ettiğini göreceğiz. Bu kavram, pazarlamacılar tarafından, gerçek video içeriğini, her bir görüntüleyiciye özgü bilgilerle tamamen özelleştirilmiş bir içerik deneyimi için özelleştirecek yeni bir konsept. Adınızın ya da şirket adınızın, yeni bir ürünü tanıtmak için gönderilen bir davet videosunda sorunsuz şekilde gözüktüğünü düşünün, veya web sitenizin gerçek görüntüleri ile tamamlanan heyecan verici yeni bir teknoloji ile nasıl geliştirilebileceğini gösteren bir video reklamını düşünün. Bu kişiselleştirme seviyesi artık kişiselleştirilmiş video teknolojileri ile son derece mümkündür. 2015’te, tıklama oranı ve dönüşüm oranlarınnı %200 ila %1500 aralığında arttıran herhangi bir yerde üretilen kişiselleştirilmiş video kampanyaları gördük; bu nedenle, 2017’de de bunun daha fazlasının olacağına eminim.

5.5. Video pazarlama, pazarlama organizasyonları içinde temel bir yetkinlik olarak görülebilir:

Size 10 yıl önce şirketlerin sosyal medya için takımlar oluşturacağını ve böyle bir iş kolunun oluşacağı söylenseydi muhtemelen o kişiye deli diyebilirdiniz. Bugün, B2B pazarları da dahil olmak üzere tüm endüstrilerdeki markalar yakında video pazarlama ekiplerine istihdam sağlamış olacak. Videonun bir içerik aracı olarak gittikçe artan önemi ve interaktif içerik, kişiselleştirilmiş video ve video satış aracı olarak inanılmaz bir potansiyele sahip olmasıyla birlikte, bu durum son derece olası gözüküyor. Bugün, video üretim yeteneklerini kendi bünyelerinde toplamak için video prodüksiyoncular, yaratıcı yönetmenler, yazarlar ve eski gazetecileri işe alan daha çok sayıda şirket görüyoruz. Harici ajanslar çok önemli olmaya devam etmektedir, ancak bu hareket, işletmelerin içerik üretimini pazarlama ve satış ekiplerinin ihtiyaçları ve müşterilerinin beklentileri ile ölçeklendirebilmeleri için kritik önem taşıyor. Şirketiniz henüz video prodüksiyon çalışanı işe almakta veya basit bir video stüdyosu inşa etmekte tereddüt ediyorsa bu yıl köklü bir değişim için doğru bir zaman olabilir.

5.6. Çok kanallı içerik dağıtımı markalar için kritik hale gelecek:

İçerik pazarlaması ve görüntülü reklamcılık gibi, video pazarlaması da yaratıcı bir disiplin haline gelmiştir. YouTube daha önce video dağıtımında oyunun kurallarını kendi koyduysa da, artık kasabadaki tek kural koyucu o değil ve çoğu için bu önemli bile olmayabilir. Birçok pazarlamacı, artan video içeriği kütüphanelerini barındırabilmek için artık kendi markalı web sitelerini ve özel video kanallarını kullanıyor, YouTube’a olan video yönetim ve oynatma bağımlılıklarını azaltıyor. Facebook, Twitter ve LinkedIn gibi sosyal medya kanalları, pek çok farklı endüstrideki markaların kendi iletişim kanallarından önemli değildir. Video tabanlı reklamların yayınlanmasına yardımcı olmak için çok çeşitli video reklam ağları mevcuttur. 2017’da pazarlamacıların hedef kitlelerine her yerde ulaşmak için YouTube’un ötesinde dijital kanal kullanımlarını yaygınlaştıracağını göreceğiz.

5.7. Pazarlamacılar, video istatistiklerinin gücünü ve potansiyelini benimser:

Video pazarlama alanındaki en ilginç ve az takdir edilen konulardan birisi, yalnızca oynatmaları tıklatıp tıklatmak değil, her izleyicinin gerçek etkileşimini izleyebilmesidir. Video, bağlı ve akışlı bir içerik aracı olduğu için, pazarlama ve satış uzmanları, alıcılarının ikinci saniyedeki görüntüleme alışkanlıklarını izleyebilir ve o kişinin gerçekten içeriğe nasıl bağlı olduğu üzerine derhal harekete geçebilir. Yaratıcı videolar kullanarak insanları öykünüze çekmek ve videonuzdaki istatistiklere bakarak aksiyon almak markanız için en etkileşimi yüksek ve en güçlü konsepttir. Bu kavramla birlikte, görüntüleyenlerin davranışları ve video içeriğinin performansı hakkında, geleneksel metin ve resim tabanlı içerikle mümkün olmayan bir şekilde çok detaylı görüşleri izleyebilme yeteneği vardır. Görüntüleme sayılarını ve izlenen dakikaları izleyebiliriz, ancak hangi videoların insanların dikkatini çektiğini ve hangilerinin yüksek düşüş oranlarını gördüğünü bilebiliriz. Ayrıca, her izleyicinin kimliğini, pazarlama ve satış sistemleri ile etkileşimlerini izleyerek, her bir videonun gelir üretme sürecine nasıl katkıda bulunduğunu daha iyi anlayabiliriz. Temel prensiplerin ve ön koşulların çoğunun yerine getirilmesiyle, işletmelerin video pazarlama becerilerini nasıl öğreneceklerini,  öğrenmelerine yardımcı olacak orta ve ileri düzey analitik kullanımında 2017’de muazzam bir büyüme göreceğiz.

Şu ana kadar videonun öneminden ve gelecekte video pazarında bizi neler bekleyeceğinden bahsettik. Ancak, işin bir de pazardaki VoD oyuncularının dijital stratejilerini nasıl kullandıkları ve onlardan neler öğrenebileceğimiz boyutu var. Televizyon gözlerimizin önünde değişiyor. Talep üzerine video, favori şovlarımızı izleme alışkanlıklarımızı değiştirdi. Ancak son birkaç yıldır medya sektöründeki en büyük yükselişlerden biri seri izleme (binge watching) oldu. Birkaç yıl öncesine kadar “bing watching” terimi radarımızda bile değildi.

Resim 1B.

Bugünlerde ise bir hayat tarzı haline geldi. Bir diziyi ya da filmi ard arda, tüm bölümleriyle birlikte izlemek, yani “seri izleme” ulusal bir takıntı haline geldi. Ve bu “istediğin her şeyin hepsini izle” trendini yönlendiren en büyük şirketlerden biri Netflix’tir. 1997’de kurulduğundan beri, Netflix izleme yöntemlerimizi, ödeme şeklimizi ve içerikler hakkında konuşma alışkanlıklarımızı değiştirdi. Yeni sosyal kanallar ortaya çıktıkça, sosyal medyada var olma çabaları yıllar geçtikçe büyümüş ve şirket 25 milyonluk bir Netflix fan tabanına (Facebook sayfalarını ve Twitter takipçilerini birleştirerek) sahip olmuştur. Netflix’in toplum üzerinde yarattığı etkilerin en iyi bölümlerinden neler öğrenebiliriz? Binge watching şirketin sosyal taktiklerini nasıl etkiledi ve pazarlamacılar hangi stratejileri kendilerine örnek aldılar? Şimdi bunlara tek tek göz atalım.

  • Netflix Sosyal Dersi 1: Bir sonraki bölümün içeriğini gösterin

Netflix’in medya dünyasındaki en büyük dalgalanmalarından birisi, her defasında bir şov için toplu olarak yayınlanmasıdır. Aşağıda bu türde bir toplumsal tepkiyi görebiliriz. Bu, House of Cards’ın 4. Sezonu’nun lansmanı için Twitter’daki bahsedilme durumunun bir istatistiğidir:

Resim 2B.

Çok miktarda konuşma ve yavaş ama sürekli bir düşüş görüyoruz. Aynı model, Aralık ayında Making a Murderer isimli dizi için sürpriz bir isabetle ortaya çıktı:

Resim 3B.

Bu strateji, Netflix’e lansman zamanlarında büyük bir sosyal kazanım sağlıyor; bu da, tepkileri ölçüp, bir hayran kitlesi oluşturmak için sosyal destek dalgası yaratmaya yarıyor.

HBO’nun geçen seneki Game of Thrones lansman döneminden haftalık kırılımları şöyleydi:

Resim 4B.

Konuşmaların başlangıcından sonra konuşmayı sürdürmeye yardımcı olmak için Netflix ne yapıyor? Geçtiğimiz yıl en az iki gösteri ile birlikte, yayınlanmaya başlanan duyuruların birkaç hafta sonra ek artışlar sağladığını gördük.

Daredevil 1. Sezon:

Resim 5B.

Netflix, Daredevil’in ilk darbesinden on bir gün sonra, serinin ikinci bir sezon için toplandığına dair haberler yayınladı. Birkaç hafta sonra şirket yaklaşmakta olan Daredevil sezonunda yeni bir karakterin ayrıntılarını açıkladı. Bu duyurular, kuşkusuz daha fazla ilgi çeken şov hakkındaki konuşmalara ek malzemeler vererek popülaritesini arttırdı.

House of Cards 3. Sezon:

Resim 6B.

Netflix, geçen yılki House of Cards sezonunda da benzer bir strateji kullandı. İlk indirilen sezondan otuz üç gün sonra, Netflix, serinin tekrar yükseliş haberi yayınladı. Sosyal medya buna hemen karşı tepki göstererek konuşmaya başladı.

Öneri: Planlanan büyük bir gösteriminiz varsa, ilk karşılaşmadan birkaç hafta sonra birkaç ek sosyal iletişim planlamış olduğunuzdan emin olun. Hayranlarına markanız hakkında konuşmak için bir neden vermek için harika bir yoldur.

  • Netflix Sosyal Dersi 2: Marka ses tonunuzu belirleyin

Birçok marka (özellikle büyük halka açık şirketlere bağlı olanlar) takipçilerine karşı etliye sütlüye dokunmayan bir tutum takınırken, Netflix farklı bir yaklaşım benimsemeye karar vermiştir. Hedef kitlelerine seslenirken farklı bir tonla konuşarak kendilerini kullanıcı tabanında çok iyi konumlandırıp  mükemmel bir iş çıkardılar ve büyük bir katılım sağladılar.

Resim 7B.

Aslında, en iyi performans gösteren içeriklerin birçoğu, şirketin şovlar veya kişilikler hakkında paylaştığı büyük haberler değil, Netflix’in hedef kitlesinin dilinden konuştuğu yayınlardır.

Resim 8B.

Öneri: Orijinal bir marka sesi bulup koruduğunuzda, yalnızca küstah hayran kitlesine sahip olmanın yanı sıra, içerik ekibinizin takipçileri ile etkileşime girmekten mutluluk duyacakları benzersiz bir içerik oluşturmasına izin verirsiniz.

5.10. Netflix Sosyal Dersi 3: Mesajınızı daha geniş kitlelere duyurun

Geçmişte, kablo abonelikleri, tüketicileri uzun süreli kontratlara zorladı; bu sözleşmenin dışına çıkmak bir hayli zordu. Eğlence özellikleri, bir yardımcı program olarak işlev gördü. Her zaman orada ve ihtiyaç duyduğunuzda açılmaya hazır olarak bulundu. Ancak, aylık abonelik modeli, her ay istedikleri içeriği açıp kapatabilen, yeni bir maliyet yaratmadan farklı bir tüketici türü getiriyor. Buna karşı savaş vermek için Netflix’in gelecek programlamayla ilgili kullanıcı tabanını tam da doğru zamanda heyecanlandırmak için bir strateji benimsediği görülüyor: Gelecek ayın içeriklerini haber vermek. “Netflix” ve “gelecek ay” kelimelerini içeren bir örnek ele alalım. Günlük özet akışınızda bu iletilerin biçimlerini fark edemeyebilirsiniz, ancak son üç ay içinde aynı terimleri kullanarak tüm tweatlere bakarsak kesin bir model görmeye başlayabilirsiniz.

Resim 9B.

Netflix’te neler olup bittiğine ilişkin tweetler, her ayın ikinci haftasına kadar artış gösterir. Netflix kullanıcılarının önümüzdeki ay platformda ne olduğu konusunda tereddüt yaşamadıkları kesin. Ayrıca, bu tweetlerin hepsinin doğrudan Netflix’ten gelmediğini, diğer haber sitelerinin hesaplarından geldiği de fark ediliyor. Netflix, “önümüzdeki ay” mesajlarına haber kuruluşlarını etkiletleyerek geniş ölçekte bir pazarlama kitlesine ulaşabilir.

Öneri: Hedef odaklı bir sosyal strateji, izleyici için şeffaf olmak zorunda değildir. Aradığınız kitleyi bulmak için yaratıcı yöntemler kullanın.

Medya işinde olmayabilirsiniz, ancak bir sosyal pazarlamacı olarak, diğer endüstrilerden öğrenebileceğiniz çok çeşitli stratejiler var. Bazen, iş gününüzün bir kısmını endüstri çevresinde dolaşan sosyal verileri izlemek için harcayabiliriz. Kampanya planlama, marka sesi ve mesaj zamanlaması, endüstrideki diğer üst düzey markaları izleyerek bulabileceğiniz birkaç taktik olabilir.

Tıpkı Netflix gibi pazarlama dünyasında kullanabileceğimiz video, resim vs. gibi görsel içeriklerin yükselişte olduğunu ve bu yükselişin dijital pazarlama faaliyetlerinin seyrini değiştireceğini tekrar belirtmekte fayda var. Görsel içeriğin patlaması pazarlamacılar tarafından göz ardı edilemez. 2011’in ortasına kadar insanlık tarihi boyunca 3.8 trilyon fotoğraf çekildiği, ancak 2015 yılında yalnızca 1 trilyon fotoğrafta çekildiği tahmin edilmektedir. Yalnızca YouTube dünya genelinde bir milyar kullanıcının üzerinde. Tüm dijital gösterimlerin yaklaşık% 60’ı şimdi görsel içerikle yönlendiriliyor. Video, bir içerik aracı olarak ortaya çıkmış ve pazarlamacılar için her zaman bir seçenek olmuştur. Pazarlamacıların bu gelişmelerle alakalı kalmalı ve iş sonuçlarına ulaşmaya yönelik olarak, içerik stratejilerini tanımalı ve uyarlamalıdır. Netflix’in kullandığı sosyal medya stratejisi bir Video on Demand servisinin geleneksel medya kuruluşlarının gölgesinden nasıl sıyrılabileceğini gösterdiği gibi dijital pazarda çalışanlar için de bir yol haritası niteliği taşımaktadır.

  1. Video on Demand (VoD) Servislerinin Bugünü ve Geleceği

5 yıl ileride olsaydınız, bu yazıyı okuyor mu yoksa izliyor mu oluyordunuz? Çevrimiçi video bu önlenemez yükselişini sürdürdüğü sürece bu ilginç bir soru olarak kalacaktır. Cisco’ya göre, 2017 yılına kadar video, tüm tüketici internet trafiğinin %69’unu oluşturacak. Tek başına isteğe bağlı video trafiği neredeyse üç kat artacak. Konuyla ilgili istatistiklere bakarak, hızlı büyümeyi öngörmeyen herhangi bir istatistiki veri bulabilmek hayli zor. Online video, insanlara bilgi ve eğlence ihtiyaçlarını tatmin etmeleri için önemli bir araç haline geldiğinden, internet pazarlama stratejilerine dahil etmeyi başaramayan küçük işletmeler, bundan büyük ölçüde zarar görebilirler. Video, içerik pazarlamasının geleceğidir. Şimdi değilse bile olacak. Yapılan çeşitli araştırmalar şirketlerin yarısından çoğunun videoyu aracı olarak kullandıklarını gösteriyor. Bu yüzden video içeriklerinin yükselişi daha da artarak devam edecek gibi gözüküyor. Nielsen, pazarlamacıların %64’ünün videoların yakın gelecekte stratejilerine hakim olmasını beklediğini ifade ediyor. Nedenini anlamak zor değil.

Potansiyel erişim konusuna gelirsek, video eşsizdir. YouTube, her ay bir milyondan fazla benzersiz ziyaretçi alır. Bu, Facebook dışındaki diğer kanallardan daha fazladır. Üç İngilizden biri haftada en az bir çevrimiçi video izliyor, bu sadece İngiltere’de 20 milyondan fazla kişinin haftalık izleme sayısını oluşturuyor. Video tüm bunlara erişmenizi sağlar. Videonuz iyi giderse pastadan siz de pay alabilirsiniz. Başka hangi içerik türü aynı şeyi yapabilir? Viral hale gelen videoların başarı hikayeleri efsanedir. Örneğin, Volkswagen’in son kampanyasında kullandığı video üçlüsünün 155 milyon kere izlendiğini gördük. Volkswagen kadar geliri yüksek bir şirket sahibi olmayabilirsiniz ama en azından videonun kendine özgü paylaşılabilirliğini kullanabilirsiniz. Videonuzu görüntüleyenlerle etkileşim kurun ve videonuzu başkalarıyla paylaşmalarını sağlayın. Böylece web sitenizde daha uzun vakit geçirecek ve markanızla daha fazla etkileşime geçeceklerdir. Herhangi bir sosyal medya kampanyası, yapacağınız bir SEO çalışması için için video şüphesiz en iyi araçlardan biridir. Video, yapısı gereği ilgi çekici bir içeriktir ve istediğiniz mesajı kolayca verebilmenizi sağlar. Küçük işletmeler kendilerini tanıtmak ve müşterileriyle etkileşim kurmak için kısa videolar kullanıp potansiyellerini yakalayabilirler. Aksi takdirde potansiyel müşterilerini de kaybedebilirler. Video bu işin altından çok iyi bir şekilde kalkabilir.

Ancak video, küçük işletmeler için gerçekten mümkün müdür? Kesinlikle. Üretim maliyetleri son yıllarda önemli ölüde düştü ve artık nasıl kullanılacağını öğrenmek için teknik bir uzman olmak zorunda değilsiniz. Kısa süreli videoların kullanılabildiği Vine, Instagram gibi platformlar sınırlı bir bütçeyle işe koyulmak isteyen işletmeler için seslerini duyurma fırsatlarını arttırdı. Bununla birlikte, yatırımınızda iyi bir geri dönüş elde etmek istiyorsanız şunları da göz önünde bulundurmanız gerecektir. Ulaşmaya çalıştığınız kitleyi daima göz önünde bulundurun ve videonun bunlarla alakalı olmasını sağlayın. Mesajınızı uygun yollarla iletmiyorsanız muhtemelen vaktinizi boşa harcıyor olacaksınız. Bunlarla birlikte sosyal medyayı ihmal etmemek ve şirketinizi birden çok kanalda tanıtmayı ihmal etmemek de son derece önemlidir. Videonuzun potansiyeline tam olarak ulaşmasını isterseniz kullanıcıların videolarınızı bulmasını ve paylaşmasını kolaylaştırmalısınız. Elbette mobil kanalları da ihmal etmeden. Araştırma şirketi Ooyola, cep telefonları ve tabletlerde gerçekleşen tüm video izlemelerinin 2013’te %41 daha fazla tüketim payına sahip olduğunu ve giderek daha önemli bir segment olmaya başladığını açıkladı.

Bunların yanında video ve Video on Demand pazarının geleneksel TV ile olan bağını da göz ardı etmememiz gerekir. Tremor Video ve IAB UK tarafından Ekim 2011-Kasım 2012 arasında İngiltere’de yapılan bir araştırma çalışması, talep üzerine video (VoD) kampanyalarının TV reklamcılığına etkili bir tamamlayıcı unsur olarak hizmet ederek hem marka bilincini artırdığını ortaya çıkarmıştır. İngiltere’de bir kampanyada, TV ve VoD reklam kampanyalarını aynı anda izleyen anket katılımcılardan %29’u markanın reklam kampanyasında vermek istediği mesajı doğru olarak algılayıp cevaplamışlardır. Bundan 2 ay sonra bu rakam %48’e çıkmıştır. Bu rakam, tek başına yayınlanan TV reklam kampanyalarından %43 daha yüksektir. 2 aylık TV ve VoD kampanyasından sonra, markanın reklamı bir ay boyunca VoD servislerinde devam etti. Araştırma, o ay boyunca VoD reklamlarını izleyenlerin % 32’sinin reklamdaki mesajlarla markayı ilişkilendirdiği ve bu oranın kampanya öncesindeki % 29 seviyesinden yüksek olduğunu gösteriyor. Dahası, VoD reklamlarını izlemeyenler reklam kampanyasının vermek istediği mesajı doğru anlayamadılar, bu kitlenin sadece %26’sı doğru ilişkiyi kurabildiler. Ayrıca araştırmacılar, bir TV kampanyasına VoD eklendiğinde herhangi bir reklam kampanyasında farkındalık ve marka bilinirliğinin günde 2 saatten daha az TV izleyen zengin tüketicileri hedef alarak daha yüksek bir dereceye geldiğini belirttiler. Ek olarak, akıllı TV izleyicileri normal TV reklamlarına birden fazla denk gelemeyebilirler, ancak VoD hedeflemeli reklamlarda marka bilinirliği açısından daha etkili sonuçlar elde edilebilir. Orta ve yüksek derecedeki TV izleyicilerinin (günde 2 saatten fazla izleyenler) VoD kampanyalarına denk gelme olasılıkları son derece azdır. Araştırmalar, VoD’un bir TV kampanyası bittikten sonra marka bilincini arttırmanın etkili bir yolu olduğunu ve düşük derecedeki TV izleyicilerini hedefleyen kampanyaların marka bilinirliğini arttırmanın daha az maliyetli bir yolu olduğunu göstermiştir.

Başka bir araştırmaya göre, Medya satın almacıların yarısından fazlası, yeni araştırmalara göre, video harcamalarında önemli ölçüde büyümeyi hedefleyen TV ve VoD’u (Video On Demand) ilişkilendirmenin gerekli olduğunu düşünüyor. Sonuçlar, 100’den fazla kilit görevlerdeki medya satın alma çalışanlarının düşüncelerini bir araya getiren ve birlikte daha akıllıca çalışmak için artan televizyon ve dijital ihtiyacına işaret eden Collective’in 2014 İngiltere Çevrimiçi Video Reklamcılık Piyasası Raporu’ndan elde edildi. Rapordaki önemli bulgular şu şekilde oldu:

  • Medya satın almacıların %55’i TV ve VoD’un birbiriyle ilişkilendirilmesi ihtiyacı üzerinde durdu.
  • Medya satın almacılarının %56’sı önümüzdeki altı ay içinde VoD’a %25 oranında daha fazla harcama yapmayı planlıyor.
  • Dijital medya satın almacıların %56’sı hem dijital hem de VoD’dan sorumlu olduğunu belirtiyor.
  • Ortalama VoD harcaması £50,000’ı aşıyor.
  • Satın almacıların %25’inin planlarının %90’ını VoD harcamaları oluşturuyor.
  • Satın almacıların %60’ı, VoD kampanyalarının yarısından çoğunu video yayını yapmayan sitelere yerleştiriyor ve kampanya sonuçları bir önceki ankete göre %5 artış gösteriyor.
  • Reklamlarla etkileşime giren kullanıcıların reklamları görüntüleme oranı %52’nin üzerinde.
  • Katılımcıların %49’u izleyicinin demografik ve davranışsal verilerini VoD’u hedeflemek için en önemli unsur olarak gösteriyor ve %20’si context hedeflemeye vurgu yapıyor.

Araştırmadan gelen geri bildirim, TV ile dijitalin birlikte düşünülmesi ve daha işbirliğine dayalı bir yaklaşımın gerekliliğinin altını çizdi; katılımcıların %55’i bunun 2014 ve sonrasında artan VoD kullanımında en önemli faktör olduğunu belirtti. Bunların %35’i VoD’un artan erişim oranıyla birlikte kampanyaların TV’yle aynı frekansta gitmesi gerektiğini söylemeye devam etti.

Son olarak, tüm bu bilgilerin ışığında yalnızca videolarla değil, etrafında oluşturduğunuz kampanya stratejisinde yaratıcı olun. Her zaman doğru olduğunu düşündüğüm bir söz vardır; yaratıcılık her zaman üretim maliyetinden kazanır. Bu fikri kendinize rehber edinin ve videonun yalnızca içerik pazarlamasının geleceği değil, sizin şirketinizin içerik pazarlamasının geleceği olacacağını görün. Şirketiniz ya da çalıştığınız kurumda TV, VoD ve sosyal medya kampanyalarının bir bütün olduğunu, bir kampanyayı başlatırken her mecradan aynı frekansta iletilmek istenen mesajı vermeniz gerektiğini unutmayın.

  1. Sonuç

Video on Demand pazarı yükselişine devam etmektedir. Bu yükselişin sonucunda Video on Demand (VoD) servisleri giderek önem kazanmakta ve geleneksel medya servislerinin yanında ekstra bir içerik olmaktan çıkıp, kullanıcıların TV izleme ihtiyaçlarını karşılayabilecek başlı başına bir platform olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Geleneksel TV’nin baskın olduğu dönemlerde video içerik sağlayıcılarının hedef kitlenin davranışlarını, alışkanlıklarını ve izledikleri içerikle ilgili etkileşimlerini anlayıp ölçümlemesi pek mümkün değildi. Evet, temel kitleye yönelik basit gösterim metriklerine erişmek mümkün oldu ama bu yalnızca yayıncılara söylendi. Doğruluğu tartışılır bir şekilde içerik sağlayıcılar, reklamverenlere, başarıyı ya da başarısızlığı belirleyen metrik ile beraber “en iyi durum senaryosu” şeklinde raporlar sundular. Artık, veri açısından zengin OTT endüstrisindeki yayıncılar, izleyicilerin katılımını daha kapsamlı bir şekilde yakalayabilir, tüketicilerin neyi izlemeye istekli olduklarını ve ne zaman, nerede ve ne şekilde reklamlara izin vereceğini anlayabilirler. Yayıncıların yayın yerleşimlerini, sıklıklarını ve sürelerini ayarlayarak, her akış içeriği ve türü için en uygun reklamcılık dengesi bulması sağlanır; izleyiciler daha mutlu olurken yayıncılar daha fazla gelir elde ederler. Bu model, sektördeki dengeyi değiştiren geleneksel TV ölçümlerini tamamlayıcı niteliktedir. Video on Demand reklamcılığı hakkında bilgisi olan bir yayıncı, iyi bir reklamverenle birlikte iyi optimize edilmiş, veri odaklı bir reklam stratejisi oluşturmak için çalışır. Tüketiciler, izleme modellerine uyan reklamları daha hoş karşılarlar ve bu şekilde reklamları görmeye razı olurlar. Böylece reklamverenler, reklamlarını göstermek istedikleri hedef kitleyi daha sağlıklı bir şekilde hedefleyebilir ve markanın vermek istediği mesajı potansiyel müşterilere istedikleri şekillerde gösterebilir, ölçümleyebilir ve raporlayabilirler. Bu kazan-kazan esasına dayalı bir döngüdür ve yeni nesil TV reklamcılığının en basit haliyle daha az maliyetle daha çok hedef kitleye erişebilme imkanı verdiğinin en açık kanıtıdır.

Sonuç olarak; Video on Demand servisleri video içeriklerinin büyümesi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha da büyüyüp TV yayıncılığına yeni bir boyut getirecektir. Her vatandaşın internete ulaşımının kolaylaşması, internet bant genişliklerinin artması da VoD servislerinin önündeki engelleri tek tek kaldıracak ve geleneksel TV yayıncılığına ciddi bir alternatif haline gelecektir.

 

Kaynaklar

-Nielsen. (2016, Mart). Video On Demand: How Worldwide Viewing Habits Are Changing in the Evolving Media Landscape, S: 2

-BBC. (2015, Ağustos). How video on demand tech is changing TV landscape

-Buss, S. (2016, Ekim). Digital Media: Video-on-Demand. https://www.statista.com/download/outlook/whiterpaper/VideoOnDemand_Outlook_1016.pdf

-D’onfro, J. (2016, Ocak 25). Amazon Prime is growing like crazy: 54 million members, up 35% from last year, says estimate. http://www.businessinsider.com/new-cirp-amazon-prime-numbers-2016-1

-Hulu. (n.d.). www.hulu.com/press/about

-McAlone, N. (2016, Ocak 11). People became even more addicted to Netflix in 2015, according to Goldman Sachs. http://www.businessinsider.com/subscribers-spent-more-time-per-person-watching-netflix-in-2015-2016-1

-McAlone, N. (2016, Mart 26). Netflix has revealed an elite category of binge-watcher, and they honestly sound a bit terrifying. http://www.businessinsider.com/netflix-describes-elite-binge-watchers-2016-3

-Nanji, A. (2016, Ekim 28). How Many TV Channels Do People Actually Watch? http://www.marketingprofs.com/charts/2016/30973/how-many-tv-channels-do-people-actually-watch?

-Nielsen. (2016, Mayıs). 2Q16 Total Audience Report. http://sites.nielsen.com/totalaudience/

-Popper, B. (2016, Nisan 18). Netflix passes 81 million subscribers, but predicts slower growth ahead. http://www.theverge.com/2016/4/18/11454362/netflix-q1-2016-earnings-81-million-subscribers

-Sarah, M. (2015, Kasım 2). Creating the Best Video on Demand Marketing Strategy. http://www.uscreen.tv/creating-the-best-video-on-demand-marketing-strategy/

-Trimble, C. (2015, Haziran 30). Why online video is the future of content marketing. https://www.theguardian.com/small-business-network/2014/jan/14/video-content-marketing-media-online

-Marketing Charts. (2013, Nisan 22). Video-On-Demand Campaigns Seen Complementing TV Advertising. http://www.marketingcharts.com/television/video-on-demand-campaigns-seen-complementing-tv-advertising-28835/

-Digital Strategy Consulting. (2014, Temmuz 08). http://www.digitalstrategyconsulting.com/intelligence/2014/07/video_ad_trends_media_buyers_want_to_link_tv_and_video_on_demand.php

-Afshar, V. (2016, 13 Ocak). How Video Marketing Will Change the Game for Marketers in 2016. http://www.huffingtonpost.com/vala-afshar/how-video-marketing-will-_b_8962102.html